Cumhuriyet Halk Partisi Antalya Milletvekili Aliye Coşar, TBMM’de görüşmeleri devam eden 12. Yargı Paketi olarak bilinen ve Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi üzerine Genel Kurul’da yaptığı konuşmada, teklifin adıyla tezatlık içerdiğini, teklifin adına bakıldığında etkinlik, verimlilik, makul süre ve hukuki güvenlik içerdiğini oysa Türkiye’nin yargı gerçeğine bakıldığında başka bir tablonun olduğunu ifade etti.
CHP’li Coşar, gerçekte ise ülkemizde bağımsızlığını yitirmiş bir yargı düzeni, tarafsızlığı tartışmalı mahkemeler, uygulanmayan Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararları, iktidarın hedef gösterdiği muhalifler, sabah baskınlarıyla gözaltına alınan belediye başkanları, gizlilik kararına rağmen servis edilen dosyalar, daha iddianame ortada yokken suçlu ilan edilen insanlar, bir cezalandırma aracına dönüştürülen tutuklama tedbirlerinin olduğunu belirtti.
CHP Antalya Milletvekili Aliye Coşar, konuşmasının devamında şunları belirtti;
12 Değil 50 Yargı Paketi Gelse, Saray Yargısı Değişmez
“Bu kanun teklifiyle yargıdaki hangi sorunlara çözüm bulunuyor? Baştan aşağı geçiştirilen, toplumun ihtiyaçlarını karşılamayan bir kanun teklifidir. 28’inci Yasama Döneminde 5 yargı paketi görüşüldü ama yargıdaki durumu düzeltmek yerine iyice içinden çıkılmaz hâle getirdi. Yargı eliyle siyaseti dizayn eden zihniyet 12 değil 50 tane yargı paketi getirse bu düzenin değişmeyeceği de açıktır. Getirilen yargı paketleri sayısı artarken ona paralel olarak yargının siyasallaşması da artıyor, yargıya güven de düşüyor.”
“Ülkemizde yargı krizi derinleşmektedir, yargı iktidarın sopası hâline gelmiştir. Anayasa Mahkemesinin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptal ettiği kanun teklifleri kelime oyunlarıyla tüm itirazlarımıza rağmen aynen getiriliyor. Bir Meclis Anayasa’ya aykırı düzenleme yapabilir mi? Bunu yapsa yapsa Anayasa ve Anayasa Mahkemesi kararlarını yok sayan AKP iktidarı yapar. Bugün Türkiye’de temel sorun kanun eksikliği değildir, temel sorunun hukukun üstünlüğünü yok sayan zihniyet mevcut Anayasa hükümlerinin, Anayasa ve AİHM kararlarının, evrensel hukuk ilkelerinin uygulanmamasıdır. Aylardır beklenen on ikinci yargı paketi yargı adına neyi düzeltecek? Soruyorum size: Neyi düzeltecek? Diğerleri gibi toplumun ihtiyacını karşılamayan on ikinci yargı paketi olarak kalacak. Burada infaz düzenlemesi, avukatların sorunları, hâkimlerin coğrafi teminatı, cezaevlerinin sorunları ve birçok konu yok. Saray iktidarı değişmedikçe yargının yürütmenin tekeline girdiği bu düzende sağlıklı kanunlar çıkarmak hayaldir.”
Siyasallaşan Yargı İle Adalet Sağlanamaz
“Burada sadece bir teklifin teknik detaylarını değil, Türkiye’de yargının getirildiği son durumu, hukuk devleti ilkesinin nasıl yok edildiğini, adalet mekanizmasının nasıl siyasal iktidarın aparatı hâline getirildiğini konuşuyoruz. Bir ülkede Anayasa Mahkemesi kararları uygulanmıyorsa o ülkede sıradan bir yurttaş hangi mahkemelere güvenecek? Bir ülkede AİHM kararları yerine getirilmiyorsa o ülkede uluslararası hukuk güvenliğinden nasıl bahsedeceğiz? Bir ülkede seçilmiş milletvekili hakkında verilen hak ihlali kararları tanınmıyorsa o ülkede millî iradeden nasıl bahsedeceğiz? Bu teklif bize “Duruşmalar üç ayı geçmesin.” diyor. Elbette yargılamalar hızlansın ancak siyasi baskı altındaki bir siyasi mahkemenin hızlı hüküm kurması adil midir? Siyasi yargılamalar hukuk devleti ilkesiyle bağdaşır mı? Türkiye’deki yargı üzerindeki siyasi baskı artık iddia olmaktan çıkmış, hakikatin kendisi olmuştur.
Uluslararası hukuk kuruluşlarının raporları dışında, muhalefetin sözleri dışında yurttaşın gözünden bakınca durum aynı. Hakkını arayan işçiye, öğretmene, öğrenciye, muhaliflere, gazetecilere, tutukluluğu cezaya dönüştürülen insanlara karşı yaşatılan hukuksuzluklara tüm ülke şahittir tutuklama istisnadır, adli kontrol esastır, tutuklama bir cezai yaptırım değildir, tutuklama siyasi mesaj verme aracı da değildir. Belediye başkanlarımız, siyasi muhalifler, gazeteciler uzun tutukluluk süreleriyle cezalandırılmaktadır. NATO Zirvesi öncesi tüm ülkede “önleyici tedbir” adıyla muhalifler gözaltına alındı, gözümüzün önünde de tutuklandı. Masumiyet karinesi Anayasa’nın ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin temel güvencesidir, bir kişi hakkında kesinleşmiş mahkûmiyet kararı olmadan hiç kimse suçlu ilan edilemez ama ancak bugün Türkiye’de muhalifler, gazeteciler, belediye başkanları, siyasetçiler daha savcılık aşamasında, daha iddianame yazılmadan, daha deliller tartışılmadan kamuoyu önünde suçlu gösterilmektedir. Savunma hakkı da ağır bir baskı altındadır, avukatların dosyaya erişimi kısıtlanıyor, gizlilik kararları savunmayı etkisiz kılıyor, müdafiyle görüşme imkânları sınırlandırılıyor.”
Siyasallaşan Yargı Eliyle Millet İradesini Gasbedenler,
Demokrasi ve Yargı Bağımsızlığından Bahsedemez
“Bu ülkenin yeni yargı paketlerine değil, hukuk devleti isteyen bir iradeye ihtiyacı vardır. 19 Mart yargı darbesiyle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınması, tutuklanması, Cumhurbaşkanlığı adaylığı sürecinde diploma iptali dâhil peş peşe açılan siyasi davalar, partimize yönelik müdahaleler yargının siyaseti dizayn etmek için kullanıldığının en açık, somut örneğidir. Daha geçtiğimiz hafta, bir buçuk yıldır haksız hukuksuz bir şekilde tutuklu bulunan ve duruşmanın ilk gününden itibaren savunmasını yapmak isteyen Ekrem İmamoğlu’na savunma için bir buçuk gün süre veriliyor. Bu kısa sürede savunma yapmanın imkânsız olduğunu belirten İmamoğlu’na mahkeme heyeti başkanı “Susma hakkını kullandı.” diyerek zapta geçiriyor. Ortada 3.739 sayfalık iddianame var “Bir buçuk günde savunmanı yap.” demek açıkça adil yargılanma hakkının, savunma hakkının ihlalidir. 12 Eylül döneminde dahi görülmemiş bu uygulamaya gözlerimizle şahit olduk. Milletin iradesini gasbedenler Ekrem İmamoğlu’nun savunma hakkını da gasbetmiştir; sonra burada çıkıp yargı bağımsızlığı ve adil yargılanma hakkından bahsediyorsunuz.”
“31 Mart yerel seçimlerinde millet iradesiyle kazanılan belediyelerimize yönelik operasyonlar, soruşturmalar ve tutuklamalar ceza hukukunun konusu olmaktan çıkmıştır; siyasi davalar demokrasi, seçme ve seçilme hakkı meselesi hâline gelmiştir; millî iradenin gasbedilmesi meselesi hâline gelmiştir. Siyasallaşan yargının olduğu, saraydan talimat alanların sözde bağımsız yargıçlık ve savcılık yapıldığı ortamda hukukun üstünlüğünden bahsedemeyiz. Cumhuriyet Halk Partili belediye başkanlarına yönelik operasyonlar, belediye meclisi çoğunluklarına yapılan müdahaleler, seçilmiş başkanların tutuklanması, belediyelere kayyum atanması yalnızca kişileri ve partimizi değil seçmen iradesini ve demokrasiyi hedef almıştır. Görevden alınan belediye başkanlarımız tahliye olmalarına rağmen Adana Büyükşehir Belediye Başkanımız Zeydan Karalar ve Esenyurt Belediye Başkanımız Ahmet Özer niçin görevlerine döndürülmedi? Bazılarında hâlen kayyum zihniyeti devam etmektedir.”
Hukuksuz Mutlak Butlan Kararı, Demokrasiye Darbedir
“Cumhuriyet tarihinde bir ilk yaşandı, Türkiye’nin birinci partisi Cumhuriyet Halk Partimize yetkisiz bir mahkeme mutlak butlan kararı verdi. Yine, genel merkezimize kolluk eliyle biber gazlarıyla girildi. Seçim hukukunda yetki mahkemelerde değil Yüksek Seçim Kurulundadır. Kurultay delegelerimizin iradesine yönelik bu hukuksuz müdahaleyle Cumhuriyet Halk Partimiz dizayn edilmek istenmiştir. Mutlak butlan kararı parti içi mesele değil demokrasiye bir darbedir. Mutlak butlan kararından sonra ekranlara çıkan Adalet Bakanı kararı savunmuştur.”
“Bu saatten sonra bu karar AKP yargı kollarının aldığı karar olarak tarihe de geçmiştir. “Bu konu Cumhuriyet Halk Partisinin iç işleri.” diyerek kimseyi de kandıramazsınız ama unutmayın ki bu baskı ve zulme boyun eğmeyeceğiz, kimse bizim iktidar yürüyüşümüzü engelleyemeyecektir. Gerçekten yargı reformu isteniyorsa, hukukun üstünlüğü, adil yargılanma hakkı, savunma hakkının sağlandığı, temel hak ve özgürlüklerin güçlendirildiği ve yargının muhalefeti bastırma aracı olmaktan çıkarıldığı bir hukuk reformu olmalıdır ve en önemlisi, Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarının derhâl uygulanmasıdır. Yargı iktidarın değil, yurttaşın güvencesi olmalıdır.”
Haber Merkezi

+ There are no comments
Add yours