Eskiden ve Şimdi: İnsan İlişkilerinin İçimizde Bıraktığı Boşluk
Eskiden hayat daha mı güzeldi bilinmez…
Ama insanlar birbirine daha yakındı, orası kesin.
Öyle büyük büyük şeyler yoktu aslında.
Bir çay vardı, bir selam vardı, bir de içten bir “nasılsın?”
Ama o “nasılsın” gerçekten sorulurdu. Cevabı da gerçekten dinlenirdi.
Kapılar çalınırdı eskiden.
Habersiz gelinirdi ama kimse yadırgamazdı.
“Hoş geldin” denirdi, hemen bir çay konurdu ocağa.
Sohbet kendiliğinden uzardı, saatler nasıl geçerdi kimse anlamazdı.
Şimdi ise birinin kapısını çalmak bile cesaret istiyor.
Önce mesaj atıyoruz, sonra cevap bekliyoruz.
Gel derse gidiyoruz, demezse içimizden kırılıp susuyoruz.
Eskiden kırgınlıklar da başkaydı.
İnsanlar darılırdı ama vazgeçmezdi.
Araya zaman girse bile bir gün yine bir yol bulunurdu.
Şimdi ise en küçük bir yanlışta silip atıyoruz birbirimizi.
Bir tuşla hayatımızdan çıkarıyoruz insanları.
Sanki hiç yaşamamış gibi, hiç tanımamış gibi…
Oysa insan dediğin kolay yetişmiyor.
Bir bakışta, bir gülüşte, bir hatırda birikiyor.
Ama biz artık biriktirmeyi değil, tüketmeyi öğrendik.
Şimdi herkes konuşuyor…
Ama kimse gerçekten anlatmıyor.
Herkes dinliyormuş gibi yapıyor ama kimse kimsenin içine bakmıyor.
Aynı masada oturuyoruz mesela…
Ama herkes başka bir yerde.
Telefon ekranlarında kaybolmuş hayatlar…
Gülüşler bile yarım, bakışlar bile eksik.
Yan yanayız ama aslında çok uzağız birbirimize.
Ve garip olan şu ki…
Kimse yalnızım demiyor.
Ama herkes biraz yalnız.
İçimizde büyüyen, adını koyamadığımız bir boşluk var.
Kalabalıkların içinde bile insanın içi sessiz kalabiliyor artık.
Belki de mesele teknoloji değil…
Belki mesele biziz.
Kolay ulaşınca zor kıymet bilmeyi unuttuk.
Her şey hızlandı diye, kalbimiz de acele etmeye başladı.
Oysa insan ilişkisi emek ister.
Biraz sabır ister, biraz anlayış…
Bazen susmayı, bazen dinlemeyi…
Bazen de hiçbir şey demeden sadece yanında olmayı…
Şimdi kendimize dönüp bakma zamanı belki de.
En son ne zaman içten bir “nasılsın?” dedik birine?
En son ne zaman birinin kapısını çaldık?
En son ne zaman birinin derdini gerçekten dinledik?
Belki de her şey hâlâ mümkün.
Belki hâlâ düzelebiliriz.
Bir mesaj yerine bir ziyaret, Bir “görüldü” yerine bir ses, Bir ekran yerine bir yüz…
Azıcık yavaşlasak, Azıcık daha içten olsak…
Çünkü ne olursa olsun, insana yine en iyi gelen şey insandır.

+ There are no comments
Add yours