Paylaşmak Güzeldir..

YIL 1994..Günlerden 13 Şubat…Eskişehir Tıp Fakültesindeyiz..

Uzun uğraşlar sonucu hayata tutunmaya çalışan rahmetli babamın tedavi süreci devam ediyor..

Dışarıda lapa lapa kar yağıyor,babamın gözü pencerede..

–              Oğlum gel yanıma otur..diyor babam..

Yatağın köşesine ilişiyorum,ellerimi tutuyor,rahatsızlığı sürecinde çok destek olduğumu ve hakkımı helal etmesini söylüyor babam..

Babanın oğuldan helallik istemesi tuhafıma da gitse evlat olarak gururlanıyorum ve boğazım düğümleniyor..

Ardından “Oğlum hastalığım sürecinde çok koşturdun,çok çabaladın eve git istirahat et..Allah razı olsun,bundan sonraki yaşamında sırtın dağ,önün deniz yolun hep açık olsun..Sırtın yere hiç gelmesin” diyor..

Çocukluğumuzdan beri bildiğimiz baba duasının tutarlığı ve geçerliliğine inanmış kişi olarak önce ellerinden sonra yanaklarından öpüyorum babamın..

Aradan birkaç saat geçmeden hastaneden babamın vefat ettiği haberi geliyor..

Ve; 14 Şubat sevgililer gününde toprağa veriyoruz babamı..

Vefatından sonra işler bozuluyor ailece iflas ediyoruz..

Ve eşimle birlikte ver elini Side…Side’de bir pansiyon odasında yeniden diriliş mücadelesi başlıyor..

Meslek gazetecilik ya boş durmak iflas ettim diye yıkılmak yok..Yeniden başlamak gerek hayata..

Birkaç gün içerisinde toparlayıp Side belediye başkanı Turgut Şen’i makamında ziyaret ediyorum..İlk tanışmamızdaki arada geçenleri anlatmak istemiyorum.

Durumu anlatıyorum ve destek olma süreci başlıyor..Eskişehir’de ebediyete intikal eden baba duası yerine geliyor..

Bir babayı kaybetmenin acısı yüreğimde iken bir babaya daha sahip oluyorum..

Side antik kentte belediyeye ait ufak bir dükkan..Belediyeye ait masa sandalye…

Ve haftalık olarak yayın hayatına başlayan Side OLAY gazetesi..

Turgut baba tam destek belediyeden ve Defne otellerinden matbaa işleri ile destek oluyor bana..

Bende hiç çevrem olmamasına karşın Girit’in güzel insanları ile dost olmaya ve gazetemi yayınlamaya devam ediyorum..

Kalemini yanlış kullanan gazeteci olmak yerine yaşamı boyunca yanlış yapmayan biri olarak Turgut babanın güvenini boşa çıkarmamaya onun yaklaşımını suiistimal etmemeye gayret sarf ediyorum..

Öylede oluyor..Zaman içerisinde 6 – 7 ay süren pansiyon yaşamından kiralık bir eve doğru yelken açıyoruz..

Ne zaman ekonomik anlamda sıkışsam Turgut Şen “Hızır” gibi yetişip borç para ile destek oluyor..

İlk ve ikinci çocuğumun doğumlarına büyük baba olarak yetişiyor, her iki çocuğumun dünyaya gelmelerini taktığı altın ile ödüllendiriyor.

Tanıştığımız günden öldüğü güne kadar aramızdaki dostluk bağı hiç bozulmadan devam ediyor..

Toparlıyorum..1996 yılında Manavgat’ta güzel bir matbaa ile Akdeniz Haber Gazetesini yayınlama süreci başlıyor..

Dediğim gibi babamın duası “Önün deniz..Sırtın dağ olsun” söylemi gerçekleşiyor..

Önümde Akdeniz’in mavi suları..Sırtımda koca Toroslar…

Ve koskoca yürekli adam gibi adamı çıkarıyor Allah karşıma..

Boşuna dememişler baba duasının ne kadar hayırlı olduğuna..

Ve; yine Şubat ayı yapacağını yapıyor..Hiç sevmediğimi biliyor ya kendini..

Baba olarak yüreğimde büyük yeri olan Turgut Şen’i 10 Şubat 2016 yılında alıp götürüyor aramızdan..

Şubat bu yazmakla bitmez..

Mekanın cennet güzel insan..

Mekanın cennet olsun yüreği Side sevdalısı koca imparator..

Seni ölene dek hiç unutmayacağım..

Ölünce mi?..

Allah büyük bakarsın bir gün ebediyete göç eylediğimizde öte dünya’da denk geliriz kim bilir?..

Haydi, kalın sağlıcakla.

Her şey yüreğinize göre olsun..

You May Also Like

More From Author

+ There are no comments

Add yours