DEVLETLERİN EKONOMİDEKİ ROLÜ ve KEMALİST DEVLETÇİLİK – 7 KEMALİST DEVLETÇİ EKONOMİ MODELİ -2

Paylaşmak Güzeldir..

Nedir bu Devlet Toplumculuğu?  Özel mülkiyet hakkını tanıyan fakat insanın, insan tarafından sömürülmesini önlemek ve ulusal kalkınmayı başarmak amacıyla devlete, ekonomide kontrol ve teşebbüs yetkilerini de içeren bir sistemdir. (4)

Devlet Toplumculuğu; özel mülkiyetin korunması, yaygınlaşması ve rekabetin sağlanmasına taraftardır. Bunların olmasını ekonominin başarısı sayar. Ancak ekonomik düzende büyük suistimallerolduğu için, devletin bunları tespit ve önleme sorumluluğu da vardır. Çünkü devlet insanlığın en yüce ahlak kurumu olma durumundadır. Bu çerçevede özel mülkiyetin korunmasını ve girişimlerin çok sıkı denetlenmesi görüşünü savunanlar da vardır. (4)

İnsanlar; eşit zeka, eşit bilgi ve eşit kuvvete sahip olmadıklarından, liberal ekonomide kontrolsüz bir sömürüye açıktırlar. Kuvvetli olan güçsüzleri ezmektedir. Bu durum hem birey hem de toplum bazında geçerlidir. Kolektivist ekonomide; çağımız insanınınegoizmasına ve rekabete uygun değildir.

Devlet Toplumculuğu; devlet girişimciliği, özel mülkiyet ve girişim ve daha sonra geliştirilen Halk Girişimciliği -halk sektörü- ile sacayağı gibi dengede durmakta, toplumsal sömürüyü en aza indirmektedir ve Türk Ulusunun karakterine uygun bir modeldir.

Prof. Dr. A. Taner KIŞLALI’ya göre Kemalist Devletçilik; Liberalizmin karşıtıdır. Hem devletin ekonomik yaşama müdahale etmesini ve denetlemesini hem de gereken durumlarda devletin ekonomik yaşamda bizzat girişimci olarak yer almasını öngörür. Komünist rejimdeki ekonomiden farkı, bütün üretim araçlarının devletin elinde olması gibi bir zorunluluğun olmamasıdır.

Alt yapısı ve sanayisi olmayan, yeni bağımsızlığını kazanmış bir ülkede, bütün zorluklara ve emperyalist baskıya rağmen bu model ile 1929’da dünya ekonomik bunalım yaşadığı halde, 1929-1939 yılları arasında, bütün dünyada sanayi üretimi artışı %19 iken Türkiye’de sanayi ürünleri üretimi artışı %96 olmuştur. (5)

1990’lı yıllarda, hem sosyalist sistem hem de kapitalizmin ateş çemberinden geçip, umduğunu bulamayan Polonya tersane işçilerinin sendika lideri, eski Cumhurbaşkanı Lech WALESA şöyle der: “Sosyalist ve kapitalist sistem birlikte uygulanmalı, ikisinden de yararlanılarak, şimdiye dek kimsenin bulmadığı yeni bir yol bulunmalıdır” (3)

Walesa’nın 1990’larda aradığı yolu ATATÜRK, 1920’lerde düşündü, buldu ve başarıyla 15 yıl uyguladı. Çok parlak sonuçlar elde edildi. Ondan sonra gelenler, onun yolundan ayrıldılar. Yıllardır Türk ekonomistlerin bile görmezden geldiği bir gerçeği, Walesa bilmiyor diye yadırgamamak gerekir. Çin o yoldadır ve hızla üreterek, sömürmeden ve sömürülmeden, her yıl 80 milyon işsize iş alanı yaratarak kalkınıyor.

Yıl 1955; Mısırlı ekonomist Samir AMIN Bandong Konferansı’nda şöyle konuşur: “Üretici güçlerin geliştirilmesi, özellikle sanayi üretiminde çeşitlendirmenin sağlanması, ulusal devlete bu sürecin yönetim ve denetim iradesinin kazandırılması, ulusal kaynaklara egemen olunması, yaratılan artı değerin merkezileştirilmesi ve üretken yatırımlara yönlendirilmesine olanak sağlayacak, parasal dolaşımın devlet denetimine alınması ve dünya pazarlarına açılmak için rekabet gücünün arttırılması, teknolojik gelişmenin sağlanması ve sürekli geliştirilmesi, kalkınma sürecinin halk desteğini sağlayarak devletin öncülüğünde gerçekleştirilmesini” öneriyordu. (3)

Ekonomist bunları 3. dünya ülkelerine anlatıyordu ki bu söyledikleri 30 yıl önce M. Kemal ATATÜRK tarafından öngörülmüş ve uygulanmış olan tedbirlerle aynıydı.

Evrendeki her şeyde ve özellikle ekonomide en dengeli duruş, (sacayağı gibi) 3 ayak üstünde duruştur. Bunu bilen M. Kemal ATATÜRK, ekonomi modelini üç ayak üstüne oturttu.

  • Devlet Girişimciliği (örnek: MKE, Türkiye Demir-Çelik Sanayi, Türkiye Şeker Fabrikaları, Ziraat Bankası, TRT vb.),
  • Özel Sektör Girişimleri (Koç ve Sabancı sanayi toplulukları, Eczacıbaşı İlaç Sanayi vb.),
  • Halk Sektörü Girişimleri (SEK, EBK, ÇUKOBİRLİK, ANTBİRLİK, TARİŞ, TRAKYA BİRLİK, ERZURUM-VAN-KARS-KONYA ET KOMBİNALARI vb.) kurum ve kuruluşlarıdır.

Özellikle 1950’lerden sonra devlet ve halk sektörü girişimleri, ekonomi alanında özel sektör yanlısı iktidarlar tarafından törpülenmiş, zarar ettikleri söylenerek kapatılmış veya hükümet yandaşlarına peşkeş çekilir hale getirilmiştir. Kurumlar zarar etmedikleri halde öyle gösteriliyor, kimi kurumlarsa bilinçli olarak zarar ettiriliyordu.

Çağımız; bilgi, bilim ve teknolojive de yapay zeka  çağıdır. Kalkınmak için bilimsel yöntemler uygulanmalı, yüksek teknoloji üretim ve kullanımına geçilmeli, yeni üretim yöntemleri geliştirilmeli, verimliliği ve çeşitliliği artırıcı çalışmalar yapılmalı ve önemlisi de toplumun eğitimine öncelik veren yatırımlar hedeflenmelidir.

M. Kemal ATATÜRK; ulusalcı, realist, ilerici bir devrimciydi. Ve bize milli bir model bıraktı. Bize “milli” olan gereklidir. Bu model yalnızca bizim için değil, kalkınma sürecindeki ve insanca yaşamayı hedef edinmiş uluslara da örnektir.

Yazıyı noktalamadan M. Kemal’ce bir öngörüyle noktayı koyalım. “Biz tarihle ve tarihin gereksinimleri ile birlikte yürüyoruz. Nereye kadar gideceğiz ve nerede duracağız? Tarih nerede durursa! Durmak; ölmektir. Hayat ileride ve ilerlemededir.

Faşizm; hayatı geride arar dünyayı veinsani değerleri mahvederken, komünizm ise çok ileride arar,insanı doğayla uyumlu yaşatacağı yerde doğayı değiştirip tahrip eder.. Biz gerçekçi ve rasyonel olmalıyız. Bize bırakılan mirasları korumalı ve geliştirerek uygulamalıyız. Günümüzde gerçekleşen olaylar konusunda anlatılana değil, olana vakıf olmalıyız. Bunun yolu da eğitimden geçiyor. Eğer bunlar olmazsa, 2008 yılında dünya çapında gerçekleşen krizin bizi “TEĞET” geçtiğine inanırız, 2008 yılında eksi-%5.5 küçülerek en çok zarar gören ikinci ülke olduğumuzu bilmeden…

Türkiye Cumhuriyeti; Türk’ü mahvetmek isteyen güçlere rağmen kuruldu. Şimdi global emperyalizme karşı ulusumuzun ve kalkınma sürecindeki ulusların yolunu, bizim için yükselen değer parlayan yıldız olan Kemalizm aydınlatmaya devam etmektedir ve edecektir de çünkü o bilimsel bir fikir akımıdır…

Önemli bir hatırlatma ile yazıyı bitirelim. Eğer ülkemiz ve milletimiz için çalışmayı ilke edinmişsek ve vatanseversek, millici-ulusalcı ve GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ün aydınlık yolunun takipçisi isek ve de siyaset ve politika yaparak YÜCE TÜRK MİLLETİ’ne yararlı olma arzusunda isek; günümüz ekonomik sorunlarının çözümünde;“Milli Ekonomi Modeli’nden” yararlanılmalıdır. Bu tespit; vatanın bölünmez bütünlüğü, milletimizin refahı ve inanç değerlerinin korunması ve yücelmesi bağlamında tarihsel bir zorunluluktur. Ayrıca şu tespiti de yapma durumundayım; her yüzyıl yeni bir fikir akımı ile şekillenir ki; Fransız düşünür STEFAN HENSAN özellikle gençliğe çağrısında, sömürüye karşı önce “öfkelenin ve efelenin” demişti fakat yeni ideoloji önermeden vefat etti.

Sonuç olarak, yaptığım araştırmadan da görüldüğügibi; devletin ekonomiye katkı,denetim ve kontrolünün olmadığı gelişmiş bir ülke saptamadım.Çağımızın parlayan yıldızı olarak da en gerçekçi yolu Çin Halk Cumhuriyeti’nin bulduğunu ve “Kemalist Devletçi Ekonomi Modelini” uygulayıp, rekor kalkınma ve refah düzeyine doğru hızla ulaştığını saptadım.

İşte bu nedenle de “Biz Türkler” Atamızın mirasına sahip çıkıp, dünyanın bütün devletlerinin örnek aldığı modeli önce anlamalıyız, güncellemeliyiz.Ve sacayağının bir ayağı Balkanlarda bir ayağı Ankara’da üçüncü ayağını da Almatı’ya kurup; Gaspıralı İsmail Beyin deyimi ile “FİKİRDE BİRLİK, DİLDE BİRLİK, İŞTE BİRLİK” yeniden Türk Milletinin etki alanının önünü açmalı ve de büyük atalarımızın ideali TURAN ELLERİNE elimizi kardeşlik ve dayanışma duyguları ile uzatmalı, gönül bağımızı kurmalıyız.Son cümleyi de Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün deyimi ile yazalım. Bu çağda ve çağlar ötesinde Türk Milletinin gizli kalmış vasıflarının “atinin –gelecek- ufkunda güneş gibi parlayacak”ve parlamaya devam edecektir.

            

KAYNAKLAR

1-Öymen. O . Geleceği Yakalamak. (Remzi Kitabevi-Haziran.2000)

2-Aydoğan. M. Yeni Dünya Düzeni Kemalizm ve Türkiye. Aralık.1999

3-Çeçen. A. KEMALİZM. Cumhuriyet Kitapları.1999

4-Kışlalı. A. Taner. KEMALİZM LAİKLİK VE DEMOKRASİ.1994

5-BAŞ Haydar.Dr.Prof.MİLLİ EKONOMİ-MİLLİ DEVLET -SOSYAL DEVLET.İcmal Yayınları.

6-Bozkurt. M. Esat. ATATÜRK İHTİLALİ. Cumhuriyet Kitapları. Haziran.2000.

                 Dr. Ramazan AÇIKGÖZ 

You May Also Like

More From Author

+ There are no comments

Add yours