BİLİM KULÜBÜNDEN BAKIŞ DEVLETLERİN EKONOMİDEKİ ROLÜ ve KEMALİST DEVLETÇİLİK – 3

Paylaşmak Güzeldir..

Şimdiye kadar ağırlıklı olarak Liberal ekonomi politikaları uygulayan iki örnek sunduk. Şimdi de kolektivist ekonomi (sosyalist ekonomi ) uygulayan ilginç ve tartışmalı bir örnek sunalım

SOVYETLER BİRLİĞİ

Büyük OCTOBER DEVRİMİNDEN önce Rusya; feodal bir köylü toplumuydu. Hatta sınır bölgelerinde göçebe yaşamı hüküm sürerdi. Merkezi şehirlerde az gelişmiş sanayi ve işçi sınıfı vardı. Ekonomik durumu iyi değildi. Açlık ve sefalet her yerde kol geziyordu.

Sosyalizm; Rus devrimine kadar aydın ve işçi grupları dışında pek ciddiye alınmamıştı. İş adamları ve hükümet yetkililerince de hayal peşinde koşan, hayal güçleri geniş,ütopik düşünceli maceraperestler olarak görülüyordu Sosyalistler.

Rus çarlığının yıkılmasına neden olan ŞUBAT DEVRİMİNİ Petrograd’lı kadınlar başlattı. Kadınlar 23 Şubat 1917 de “BARIŞ ve EKMEK”  diye bağırarak, Petrograd sokaklarına çıktılar. Kadınları gören dükkan sahipleri de iş yerlerini kapatıp onlara katıldılar. Rus ordusunun en acımasız birlikleri Kazaklar da onlara katıldılar. İşçiler de eyleme geçtiler, polis olaylara seyirci kaldı. Bolşevikler gösterilerin yönetimini ele aldılar; “BARIŞ ve EKMEK” sloganını  “KAHROLSUN DESPOTİZM” sloganı süslüyordu.

Bu eylemlerin sonunda 300 yıllık Rus Çarlığı devrilip gitmiş,  Petrograd halkı yürüye yürüye çarlığı devirmişti. Şubat devriminden sonra Bolşeviklerin katılmadığı KRENKI hükümeti kuruldu. 8 ay süren bu geçici dönem sonunda Ekim 1917’de sosyalist devrim gerçekleşti. Başkanı da Vladimir İlyichUlyanov, herkesin bildiği adıyla LENİN oldu. Lenin; tek başına Rusya’da sosyalist bir yönetim kurmanın zor olduğunun bilincindeydi. Batı ülkelerinde kendisini takip edecek ülkelerin ve yoldaşlarının olacağını umuyordu. Lenin’in devrimin 71. günü; 70 gün süren Paris komününü bir günde olsa geçtikleri için votkayı çekip havaya gelip oynadığı söylenir. (2) Sanırım 74 yıl sonra dışarıdan savaş gibi tahripkar bir zorlama olmadan devrimin yıkıldığını görseydi şunları düşünürdü; “Yanlış yaptık, biyoloji biliminde nasıl canlıların evrimleşmesi gerçekse, sosyo-politik biliminde de toplumların evrimleşmesi şarttır”. (Bu tespitte yazara aittir).  Sosyalist devrimin başarıya ulaşması için işçi sınıfının ve üretici güçlerin sosyalist üretimi gerçekleştirecek düzeyde gelişmesi, işçilerin yüksek bir eğitim ve kültüre ulaşmış olması, sosyalizme geçecek ülkelerin burjuva demokratik devrimini gerçekleştirmiş olmaları, kapitalist gelişim sürecinin yüksek bir düzeyde olması ve bir kaç gelişmiş ülkenin birlikte hareket etmeleri tarihsel bir zorunluluktur.

Yarı feodal bir toplumda girişilen; zorlamaya dayalı, özel mülkiyeti ortadan kaldıran, kamu mülkiyetini temel alan bu üretim biçimi bütün zorluklarına rağmen; köylü toplumundan -bir sanayi ülkesi- süper güç ve iyi eğitilmiş bir toplum yaratmayı başardı. Aşırı demokrasi talebinin yükselişe geçmesi, rekabetin olmadığı üretim, teknoloji ve yenilenmenin yerinde ve zamanında yapılamaması, başlangıç koşullarında zorunlu şartların var olmaması, global emperyalizmin sermaye ve medya baskıları karşısında, bir savaş bile olmaksızın kendiliğinden çökmek zorunda kaldı ve çöktü. Sovyetler Birliği dağıldı. Ruslar da 74 yıl önce öğrenmeleri ve geliştirmeleri gerekeni,kapitalizmin cenderesinde, yokluk içinde geçmişte yaşadıkları güzel günlerin özlemi ile yaşıyorlar.

Kolektivist üretim biçiminde, özel mülkiyet yoktur. Üretim araçları kamuya aittir. Üretilen değerler bireylerin emek güçleri ve gereksinimlerine göre dağıtılır. Bu ancak zorunlu ilkesel şartların oluştuğu, üretim bolluğu olan, tarihin çok çok ilerisindeki, yüksek bir kültür ve eğitim düzeyine erişmiş kapitalist toplumlarda gerçekleşebilir…

Rusya son zamanlarda, geçmişte yaptığı siyasi ve ekonomik hataları kapatmak amacıyla Milli Ekonomi Modelini uygulamaktadır. Kısmen otoriter bir yönetim uygulaması ile TÜRK bilim adamı, alim- feylezofProf.Dr.Haydar BAŞ bey’in eseri olan “MİLLİ DEVLET -SOSYAL DEVLET -MİLLİ EKONOMİ MODELİ” ni 2006’dan beri uygulamaktadır ve anayasasına ekonomik model olarak yazdırmıştır. Bu ekonomik model; Liberal-Kapitalist Sistemin aksine, tüketime dayalı faizi reddeden ve kapitalist ekonomistlerin savunmalarının da aksine “kaynakların sınırsız, ihtiyaçlarınsa sınırlı olduğu” gerçeğini savunan, parayı ve tüketimi üretim için  tahrik unsuru olarak gören, günümüz insanlığının kurtuluş projesidir.  Sosyal yardım politikaları  (vatandaşlık maaşı, ev kadınına maaş, çocuk ve eğitim yardımları, üreticinin malına alım garantisi ve destekleme alımları -sanayicilere ve konut edinmek isteyenlere proje karşılığı faizsiz kredi sağlama gibi olanaklar ve en önemlisi de senyoraj hakkı (milli devletin hükümranlık hakkı olan kendi parasını basma hakkını kullanabilmesi), milli paralarla ticareti savunması vede ülkenin kaydettiği büyüme oranında parayı basıp piyasaya vererek, ekonomik canlanma sağlayıp önce tüketimi sonra da üretimi teşvik etmesine dayananakılcı bir modeldir. Başta RUSYA olmak üzere iRAN, ÇİN, HİNDİSTAN, BREZİLYA, GÜNEY AFRİKA CUMHURİYETİ ve enson Yunanistan’da CİPRAS Hükümeti ve dünya genelinde 150’ye yakın ülke, bu modelden yararlanmaktadır. Ne yazık ki ülkemizi yönetenler bu modele burun kıvırmakta;  bilmez, görmez ve duymazdan gelip, borçlanmaya dayalı faiz-borsa -dövize indeksli kumar ekonomisiyle kurtuluş olacağına hala inanır görünmektedirler. Konuyu dağıtmayalım, ileride tekrar döneceğim.

Bilindiği gibi 1917 October Devrimi Türk Aydınlanma Devrimini hem desteklemiş hem de ateşlemiş ve bu durum Gazi Mustafa Kemal ve Lenin arasında antiemperyalist bir dayanışma ve dostluğa yol açmıştır.

(2) Aydoğan. M. Yeni Dünya Düzeni Kemalizm ve Türkiye. Aralık.1999

RAMAZAN AÇIKGÖZ

You May Also Like

More From Author

+ There are no comments

Add yours