Bir dokun bin ah işit olmuş memleketin hali..
Kime sorsanız adeta bir yanardağ volkanı misali patlıyor..
Neye dokunsanız elinizde kalan çürümüş bir dal parçası, kopuveren bir kapı kolu, araba kapı kolu oluveriyor..
Dertler, sorunlar öteleye öteleye, yığılarak dert tepeleri, hatta dert dağları haline dönüşmüş.

Altına süpürülecek halı falan da kalmamış,daha doğrusu bütün halıların altı dertlerle,sorunlarla dolmuş..
Ben sıradan bir vatandaş olarak bunları görüyor, duyuyor, dinliyorum da; esas işleri, görevleri bu dertlere, sorunlara çözüm aramak, bulmak olanlar bunları görmüyor, duymuyor mu?
Hepsi benden iyi biliyor da ; bilmezden, duymazdan, görmezden geliyor..
Görmek isteyen görür, duymak isteyen duyar da ; yetkililer her zaman ki gibi üç maymunu oynuyor..
Bildiğim acı gerçeklere her gün yenileri ekleniyor ne yazık ki..
Manavgat’ın örnek esnafı Süzer kasaptan alışveriş yaptıktan sonra demokrasi bulvarında ki arabama doğru yavaş adımlarla yürürken ,önüme çıkan herkese selam vermeye dikkat ediyordum..
Şahin kasap restoranın önünde duran bir kamyonetten turşu bidonları indiren iki esnaf vatan evladını gördüm ve selam verdim..
Onlar da bir yandan işlerini yaparken bir yandan da benimle sohbet ediyorlardı..
Turşuları , Antalya’da kendi kurdukları bir işyerinde imal ettiklerini söyleyince onlara olan saygım arttı..
Üretim,imalat ne kadar güzel ve vatana millete faydalı bir iş ,keşke bende yapabilsem , başarabilsem ..diye düşünürüm her zaman..
Madem ben yapıp başaramadım, yapanlara , başaranlara saygı duyar onları alkışlarım..
Alkışlamakla kalmam ,onlara her türlü desteği vermeye çalışırım ve sayılarının çoğalması için dua ederim..
Bir şey imal etmek,onları pazarlamak çok zor..
Zorluk, çalışma, parasal tarafı değil..
Bu zorluk daha çok bürokrasi tarafından ortaya konulan, hevesli yurdum insanlarının önüne konulan setler , aşılması zor engeller..
Bin bir emek ve para ile kurulan üretim yeri, büyük yada küçük fabrika da üretilen ürünler,yine bin bir emek ile işyerlerine, restoranlara ,otellere ulaştırılıyor,yani müşterilerin ayaklarına kadar götürülüyor..
O iş yerlerine, özellikle de otellere ürün satmak hiç de kolay değil..
Sattın parasını almak için de en az üç dört ay beklemek zorunda esnaf kardeşim..
Birçok yerde arasanız da bulamayacağınız görevli memurlar işinde gücünde olan ve yörenin çiftçilerinin yetiştirdikleri sebzeleri satın alarak turşu haline getirdikleri işyerlerinde sanki kamp kurmuş gibi, buldukları her eksikliğe cezalar kesmeyi meslek haline getirmişler.
Bir kalemde binlerce lira para cezası kesip , üretim sevdalısı insanların heveslerini kursaklarında bırakıyorlar..
Gıda üretim işi çok dikkat ister, titizlik, temizlik, hijyenlik ister elbette de ; bu dikkat,bu teftiş yalnız adresi,yeri , yaptığı iş belli olan vatan evlatlarına değil de; merdiven altı imalatçılara ,sahte ürünleri, mesela,sahte zeytin yağı,sahte tereyağı,sahte peynir,sahte pekmez ,sahte bal , zararlı tarım ilaçları, hormonlar kullananlara ..
İçinde et olmayan,salam sosis sucuk satanlara da yapsalar..
Bırakacağım abi ben bu işi, yoruldum,yordular , bıktırdılar beni dedi..
Bu sözleri ne çok duyar olduk,yada ben duyar oldum..
Manavgat’ta kaç üretim yeri kapandı hiç hesap eden var mı?
Kapanan her iş yeri sadece bir kişinin kaybı değildir..
Bu kayıp orada çalışanların,oraya ürün yetiştirenlerin, oradan ürün alıp satanların kaybı..
En önemlisi de , böyle bir işi yapmak isteyenlerin umutlarının,hayallerinin kaybolup gitmesi..
Kalın sağlıcakla..

+ There are no comments
Add yours