Paylaşmak Güzeldir..

Yazmak dediğin şey öyle süslü püslü cümleler kurmak değildir aslında.

Ne varsa içinde, ne dolup taşmışsa yüreğinde, onu olduğu gibi dökebilmektir kâğıda.

İnsan bazen anlatamaz kendini.

Boğazına düğümlenir kelimeler, diline gelmez duygular. İçinde bir şeyler birikir, ağırlaşır… İşte o anlarda kalem devreye girer.

Çünkü yazmak, insanın kendi kendine konuşmasıdır biraz da. Kimseye anlatamadığını, kâğıda fısıldamasıdır.

Biz insanoğlu tuhafız.

Kendi içimizde koca bir dünya taşırız da dönüp bakmayız bile.

Hep bir yerlere yetişme derdi, hep bir şeyleri kaçırma korkusu…

Koşturur dururuz. Ama en çok da kendimizi kaçırırız bu hayatta.

Oysa yazdıkça insan kendine yaklaşır.

Bir cümle kurarsın, sonra bir tane daha… Derken fark etmeden içine doğru yürümeye başlarsın.

Kayboldum sanırsın ama aslında ilk defa kendini bulursun.

Hayat dediğin de öyle uzun uzun düşünmeye fırsat vermiyor çoğu zaman.

Bir bakmışsın günler geçmiş, yıllar devrilmiş…

Elinde ne kendinden bir iz kalmış ne de içinden bir ses. Sanki yaşamışsın ama kendine hiç uğramamışsın gibi…

Yazmak işte buna karşı bir direniş biraz da.

“Ben buradaydım” demenin en sessiz hali. Bir iz bırakmak, kendine şahit olmak…

İnsan doğarken bomboş bir sayfa gibi.

Zamanla dolduruluyor o sayfa; aile, çevre, yaşadıkların…

Ama bir yerde sormak gerekiyor: Bu yazılanların ne kadarı gerçekten benim?

Belki de yazmak bu yüzden kıymetli.

Çünkü insan yazarken başkasını değil, kendini dinler.

Kalabalığın değil, içinin sesini duyar.

Ve günün sonunda şunu anlar:

Yazmak sadece kelime dizmek değildir.

Yazmak…

İnsanın kendine varmasıdır.

Her şey gönlünüze göre olsun..

You May Also Like

More From Author

+ There are no comments

Add yours