İçeriğe geç
Blog

*Makamın Gölgesinde Değil, Duruşun Işığında Yürümek*

Sevil AVŞAR

Hayat, kimi insanlara geniş imkânlar, kimilerine büyük unvanlar, kimilerine ise kitleleri peşinden sürükleyecek siyasi yetkiler sunar. Zenginlik de bir güçtür, kartvizitteki o havalı unvanlar da, kürsülerden yankılanan siyasi nüfuz da… Ancak tüm bu kavramların ortak bir zaafı vardır: Kendiliğinden bir değer üretmezler. Onlara anlam katan, hatta onları birer güç gösterisi olmaktan çıkarıp erdeme dönüştüren tek şey, taşıyan kişinin omurgasıdır.

Bugün vitrinlerde, binaların yüksek katlarında veya siyasetin hareketli sahnelerinde gördüğümüz pek çok isim, taşıdığı sıfatların büyüklüğü altında ezilme tehlikesiyle karşı karşıya. Zenginlik, sahibini mütevazı kılmak yerine kibir kulesine kapatıyorsa; unvan, insanlara tepeden bakmanın bir bahanesi haline gelmişse; siyasi kimlik ise ilkeleri feda etme pahasına ikbal koruma aracına dönüşmüşse, orada büyük bir çürüm var demektir.

Oysa asıl meziyet, güce sahip olmakta değil; o gücün karşısında bozulmadan durabilmektedir.

*Gölgede Kalmayan Niyetler*

Omurgalı bir duruş; amaca sadakati ve dürüstlüğü her türlü şahsi ikbalin üzerinde tutmayı gerektirir. Siyasette olsun, sivil hayatta olsun, üstlenilen her sorumluluk esasen bir emanettir. Zenginliğini toplumun faydasına sunabilen iş insanı, unvanını liyakatle ve adaletle taçlandıran bürokrat veya siyasi kimliğini millete hizmet aracı sayan lider; gücün esiri değil, efendisi olmayı başarmış kişidir.

Amaca sadakat, rüzgâra göre yön değiştirmemektir. Dürüstlük ise, kapalı kapılar ardında verilen sözlerle kamuoyu önünde söylenen nutuklar arasındaki mesafeyi sıfırlayabilmektir. Çıkarların çatıştığı, koltukların sallandığı veya maddi imkânların baş döndürdüğü anlarda bile “Önce ilke” diyebilenler, tarihin yapraklarında silinmez izler bırakırlar.

*Geçici Olanla Kalıcı Olanı Ayırmak*

Banka hesaplarındaki rakamlar devrolur, makam arabaları başka isimlere tahsis edilir, siyasi iktidarlar ve unvanlar el değiştirir. Günün sonunda yürünüp biten o uzun yolun ardından geriye ne kalır? İnsanların arkamızdan ettiği bir hayır duası, verilen sözlere gösterilen sadakat ve eğilip bükülmemiş dik bir sırt…

Mesele, sahip olunan zenginliği bir böbürlenme vesilesi değil, bir sorumluluk bilinciyle taşımaktır. Mesele, kartvizitlerde yazan unvanların arkasına saklanmak yerine, o unvanlara şeref katabilmektir. Ve nihayetinde mesele; siyasi kimliği ikbal kapısı değil, memlekete ve insanlığa adanmış dürüst bir hizmet kürsüsü kılabilmektir.

Çünkü gücü taşımak kolaydır; zor olan, o gücü taşırken kendi insanlığını ve dürüstlüğünü kaybetmemektir.

Paylaş WhatsApp X Facebook

Benzer haberler

Yorum yaz

Resmî ilanlar