Paylaşmak Güzeldir..

Biz nedense sapla samanı birbirine karıştırmayı çok severiz…

Bu yoğurtla baklayı, ıspanakla yoğurdu, yine yoğurtla birçok şeyi karıştırarak yediğimiz den belli olmuyor mu?

Oysa her birini ayrı ayrı yemek ne güzel olur.

Onların, mesela yoğurdun,baklanın , ıspanağın tatlarını ayrı ayrı almak , damaklarda, onların lezzetlerini ayrı ayrı hissetmek,hissedip de ; yoğurt , ıspanak,bakla yediğinin farkına varmak ne güzel bir duygudur..

Şahsen ben her zaman öyle yaparım..

Keşke yaptığımız yanlışlıklar sadece bunlar olsa, bunlarla sınırlı kalsa.

Kalır mı hiç.

Hemen her yerde,her ortamda bu karıştırmayı yaparız ..

Birde üzümü çok sevmemize rağmen, üzüm yeme yerine, üzümü yetiştiren bağcıyı yemeyi,daha doğrusu bağcı dövmeyi çok severiz..

Manavgat’ın neredeyse otuz yıl önce yapılan devlet hastanesinin , günden güne artan nüfusu karşısında yetersiz olduğunu herhalde bilmeyen ve kabul etmeyen yoktur..

Manavgat’ta yaşayan her insan gibi bunu bende biliyor, zaman zaman isyan ediyorum ve Manavgat bu hastaneye mahkum edilmemeli ,bu hastane Manavgat’a yakışmıyor, Manavgat çok daha güzel, büyük ve donanımlı hastaneyi hak ediyor.. diyorum ve her ortamda dile getiriyorum..

Ama bu dile getirmede ,canla başla çalışanları, hastane başhekimini, doktorlarını, hemşirelerini, diğer çalışanlarını, hastane müdürünü suçlamıyorum..

Biliyorum ve defalarca şahit oldum ki; gerek hastane başhekimi, gerek doktorlar, hemşireler, gerekse hastane müdürü ellerinden gelenden çok daha fazlasını yapmaya çalışıyorlar.

Sorarım sizlere, kaç hastane başhekimi gördünüz koltuğundan kalkıp da polikliniğinde hasta muayene eden?

Kaç cerrah gördünüz kısıtlı imkanlarla, özel hastaneler de binlerce liraya mal olacak bir operasyonu, küçücük bir operasyon odasında başarılı bir şekilde yaptığını?

Ben Manavgat devlet hastanesinde gördüm, hatta bizzat kendim yaşadım bunları..

Kırk yıl severek yaptığım devlet görevinde ,bir beden eğitimi öğretmeni olarak bende çok istedim spor salonunda, yüzme havuzlarında , atletizm pistlerinde çalışmayı, oralarda ders yapıp öğrenciler, sporcular yetiştirmeyi de ; olmadı,denk gelmedi..

Ben bunlar yok diye görevimi yapmadım mı?

Eldeki imkanlar dahilinde çalışıp devletime faydalı olmaya, verilen görevleri yerine getirmeye çalıştım..

İşte Manavgat devlet hastanesi başhekimi, doktorları, hemşireleri, hastane müdürü ve diğer çalışanları da bunu yapıyorlar ve olağanüstü bir gayretle ellerinden gelenleri hatta daha fazlasını yapmaya çalışıyorlar ve yapıyorlarda.

Eksikleri yok mu var elbette ama bunu bir kasıt gibi göstermek hiç bir vicdana sığmaz..

Çok güzel, çok büyük ve donanımlı bir hastaneyi, o hastanede görev yapmayı hangi başhekim, hangi doktor, hangi hemşire, hangi hastane müdürü istemez ki?

En çok onlar ister elbette ama onların görevi hastane inşaatı yapmak değil, hastane de görevlerini yapmak..

Siz hiç vali konağı yapan bir vali, kaymakam konağı yapan bir kaymakam, adliye sarayı yapan bir hakim savcı, karakol yapan bir emniyet müdürü, askeriye binası yapan bir subay gördünüz mü de; Hastane yapacak bir başhekim, doktor, hastane müdürü istiyorsunuz?

Maç bu kadro ile devam edecekse ve maçı kazanmak istiyorsak; lütfen oyuncularımızı, sahada canla başla mücadele eden oyuncularımızı yuhalayıp küfür edip de onların morallerini bozmayalım.

Alkışlayıp moral verelim ki maçı kazanalım , birçok şeyin moralle kazanıldığını unutmayalım..

Ben bu kısıtlı imkanlarla olağanüstü gayretlerle öz verili bir şekilde görev yapan, başta hastane başhekimi Dr Mehmet Deniz olmak üzere, tüm doktorlara, hemşirelere, hastane müdürüne ve hastane çalışanlarına teşekkür eder onlara Allah güç versin diye dua ederim.

Haydi, kalın sağlıkla..

Biz nedense sapla samanı birbirine karıştırmayı çok severiz…

Bu yoğurtla baklayı, ıspanakla yoğurdu, yine yoğurtla birçok şeyi karıştırarak yediğimiz den belli olmuyor mu?

Oysa her birini ayrı ayrı yemek ne güzel olur.

Onların, mesela yoğurdun,baklanın , ıspanağın tatlarını ayrı ayrı almak , damaklarda, onların lezzetlerini ayrı ayrı hissetmek,hissedip de ; yoğurt , ıspanak,bakla yediğinin farkına varmak ne güzel bir duygudur..

Şahsen ben her zaman öyle yaparım..

Keşke yaptığımız yanlışlıklar sadece bunlar olsa, bunlarla sınırlı kalsa.

Kalır mı hiç.

Hemen her yerde,her ortamda bu karıştırmayı yaparız ..

Birde üzümü çok sevmemize rağmen, üzüm yeme yerine, üzümü yetiştiren bağcıyı yemeyi,daha doğrusu bağcı dövmeyi çok severiz..

Manavgat’ın neredeyse otuz yıl önce yapılan devlet hastanesinin , günden güne artan nüfusu karşısında yetersiz olduğunu herhalde bilmeyen ve kabul etmeyen yoktur..

Manavgat’ta yaşayan her insan gibi bunu bende biliyor, zaman zaman isyan ediyorum ve Manavgat bu hastaneye mahkum edilmemeli ,bu hastane Manavgat’a yakışmıyor, Manavgat çok daha güzel, büyük ve donanımlı hastaneyi hak ediyor.. diyorum ve her ortamda dile getiriyorum..

Ama bu dile getirmede ,canla başla çalışanları, hastane başhekimini, doktorlarını, hemşirelerini, diğer çalışanlarını, hastane müdürünü suçlamıyorum..

Biliyorum ve defalarca şahit oldum ki; gerek hastane başhekimi, gerek doktorlar, hemşireler, gerekse hastane müdürü ellerinden gelenden çok daha fazlasını yapmaya çalışıyorlar.

Sorarım sizlere, kaç hastane başhekimi gördünüz koltuğundan kalkıp da polikliniğinde hasta muayene eden?

Kaç cerrah gördünüz kısıtlı imkanlarla, özel hastaneler de binlerce liraya mal olacak bir operasyonu, küçücük bir operasyon odasında başarılı bir şekilde yaptığını?

Ben Manavgat devlet hastanesinde gördüm, hatta bizzat kendim yaşadım bunları..

Kırk yıl severek yaptığım devlet görevinde ,bir beden eğitimi öğretmeni olarak bende çok istedim spor salonunda, yüzme havuzlarında , atletizm pistlerinde çalışmayı, oralarda ders yapıp öğrenciler, sporcular yetiştirmeyi de ; olmadı,denk gelmedi..

Ben bunlar yok diye görevimi yapmadım mı?

Eldeki imkanlar dahilinde çalışıp devletime faydalı olmaya, verilen görevleri yerine getirmeye çalıştım..

İşte Manavgat devlet hastanesi başhekimi, doktorları, hemşireleri, hastane müdürü ve diğer çalışanları da bunu yapıyorlar ve olağanüstü bir gayretle ellerinden gelenleri hatta daha fazlasını yapmaya çalışıyorlar ve yapıyorlarda.

Eksikleri yok mu var elbette ama bunu bir kasıt gibi göstermek hiç bir vicdana sığmaz..

Çok güzel, çok büyük ve donanımlı bir hastaneyi, o hastanede görev yapmayı hangi başhekim, hangi doktor, hangi hemşire, hangi hastane müdürü istemez ki?

En çok onlar ister elbette ama onların görevi hastane inşaatı yapmak değil, hastane de görevlerini yapmak..

Siz hiç vali konağı yapan bir vali, kaymakam konağı yapan bir kaymakam, adliye sarayı yapan bir hakim savcı, karakol yapan bir emniyet müdürü, askeriye binası yapan bir subay gördünüz mü de; Hastane yapacak bir başhekim, doktor, hastane müdürü istiyorsunuz?

Maç bu kadro ile devam edecekse ve maçı kazanmak istiyorsak; lütfen oyuncularımızı, sahada canla başla mücadele eden oyuncularımızı yuhalayıp küfür edip de onların morallerini bozmayalım.

Alkışlayıp moral verelim ki maçı kazanalım , birçok şeyin moralle kazanıldığını unutmayalım..

Ben bu kısıtlı imkanlarla olağanüstü gayretlerle öz verili bir şekilde görev yapan, başta hastane başhekimi Dr Mehmet Deniz olmak üzere, tüm doktorlara, hemşirelere, hastane müdürüne ve hastane çalışanlarına teşekkür eder onlara Allah güç versin diye dua ederim.

Haydi, kalın sağlıkla..

You May Also Like

More From Author

+ There are no comments

Add yours