Önce vatan…
Önce kendi ülkem..
Önce kendi şehrim, kendi ilçem, kendi köyüm, kendi mahallem… denilmesi gerekir, demek lazım…
Bizde bir yabancı, yabancı ülke, yabancı ülke insanı hayranlığı var.
Bu hayranlık adeta bir tutku, hatta devası olmayan bir hastalığa dönüşmüş vaziyette…

Bu bir gün de, bir yılda olmadı ve bunun tek bir sebebi yok, sayısız sebeplerden dolayı bu hayranlıklar günden güne artarak devam ediyor…
Yerli ürünler, Türk malları hep kötü, hep işe yaramaz, hep sahte…
Denilirken; şimdilerde buna birde pahallılık eklenince , Türk ve Türkiye düşmanlarına gün doğdu, onların ekmeğine halis katkısız tereyağı, üstüne yine halis gerçek bal sürüldü..
Yani , körün aradığı bir göz Allah ona verdi iki göz misali, istenilen den daha fazlası ele geçti..
Yerli üretimler meçhul desek de, herkes tarafından bilinen kirli yada kiralık, satılık eller tarafından engelleniyor, zorlaştırılıyor, adeta yabancı, ithal ürünler teşvik edilerek, ülke yabancı ürün cennetine çevriliyor…
Dilim varmasa da ; ülke bir yerde bu yabancı ürünler sayesinde; işgal altında..
Yerli üretim de girdi maliyetleri çok yüksek, devletin en ufak bir desteği olmadığı için, tüketiciye pahalı gelince ; hazıra bakan yetkililer, bir takım eş dost ve yandaşlara da dal eğmek, onların avantadan ,ter dökmeden kolay yoldan para kazanmaları için ithalat kapılarını sonuna kadar açarak,yerli üretimin çanına ot tıkama, yerli üreticilere ne haliniz varsa görün..deme yoluna gidiyorlar..
Türk çiftçilerinin ürettiği her ürün dışarıdan ithal edilir oldu..
Bunun adı yabancı ülke, yabancı millet hayranlığı değil mi?
Devletin yetkilileri bunu yaparken, millet de , Türkiye dışına akın akın giderek,o ülkeleri ziyaret ederek,zor kazanılan dövizleri oralara akıtıyor..
Arkadaşlar, bir bilmem nereye gittim, o kadar güzel ki anlatamam..
O göl ,deniz ,orman manzaralarını anlatmaya yetecek kelime bulamıyorum..
Her yeri doğa ve tarihi güzellikler ile dolu bu ülkeleri gidip görmenizi tavsiye ederim…
Diye ballandıra ballandıra anlatan bu yurdum insanına; sen Türkiye de hangi şehirlere, hangi bölgelere gittin? diye sormak lazım..
Ağam sen bir doğu Anadolu ya, Karadeniz, Trakya, Marmara, Ege, Güney Doğu, Akdeniz bölgelerini gezip gördün mü?
Gördün mü Karadeniz in o yemyeşil ormanlarını?
Gördün mü Bolu da ki, Ilgaz dağında ki o bakınca başını döndüren upuzun çam ağaçlarını?
Gördün mü Ege’nin birbirinden güzel koylarını, dinledin mi kıyıya ,taşlara vuran dalga seslerini?
Gördün mü Akseki de giden gelmez dağlarını, .
Gördün mü bir yer yüzü cenneti olan Kuyucak köyünü ,onun Kuyubaşı yaylasını?
Gördün mü Manavgat’ın adam kayalarını ,tazı kamyonunu?
Gördünmü,bir zamanlar at arabalarının zorluklarla yol aldığı, Faruk Nafiz Çamlıbel in Han duvarları şiirinde geçen ,geçip de okuyup ,dinleyene göz yaşı döktüren Pozantı yolunu, Anadolu’un kıraç ovalarını?
Gördün mü Akdeniz’in Antalya, Mersin arasın da ki o doyumsuz manzaralarını?
Uzağa gitmeye gerek yok, sen hiç Oymapınar barajına varıp da oradan Güzel yalı , Manavgat yolundan geçtin mi?
Geçip de ben arabamın penceresinden gördüğüm bu manzarayı gördün mü?
Neresi olduğunu yazmasam, yabancı bir ülke olduğunu yutturacağım çok insan var bu güzel ülke de..
Gidip görülmeyen her yer ,başka bir yer olarak gösterilebilir, öyle zannedilebilir..
Önce kendi ülkemizi ,kendi bölgemizi ,kendi şehrimizi bir gezip ,görüp tanıyalım sonra başka ülkeleri .
Kalın sağlıcakla..

+ There are no comments
Add yours