Birçok şey kaybolur gider de; çok azlar, küçük izler kalır geriye.
Büyük fırtınalar sonrası yıkılanların, devrilenlerin kalıntıları, havada bıraktığı tozları, bir yerlere, birilerine verdikleri hasarlar kalır .
Sağanak yağışlardan,dinen yağmurdan sonra ortalıkta ki su birikintileri,yapraklarda ki yağmur damlacıkları..
Bu kalışlar uzun süreli ,uzun ömürlü değildir..

Rüzgârın durması , güneşin etkisini göstermesiyle ,; bizden buraya kadar.. diyerek kaybolup giderler.
Ne kolay değil mi?
Ne kolay izlerin ortadan kaybolup gitmesi, hiçbir şey olmamış gibi her şeyin eski haline dönmesi.
Esti gürledi,yıktı geçti hemen her şeyi rüzgar..
Yağdı en şiddeti ile yağmur,sel olup aktı,önüne geleni, eline geçirdiğini sürükledi yağmur..
Durunca rüzgar, dinince yağmur her şey bitti değil mi?
Ya geride bıraktıkları yıkımlar, hasarlar?
Ne kolay olurdu, rüzgarın, yağmurun dinmesi ile her şey de bitmiş olsa, her şey eski haline gelmiş, hiçbir şey olmamış, yaşanmamış olsa .
Yapılan her hatanın,her kötülüğün, verilen her zararın ,her hasarın bedelini verenlerin ödemesi, cezasını çekmesi gerekir..
Sayılı günleri,yılları olan devlet görevlerinde,oturulan koltuklar da ; devlete ,millete ,hatta doğaya verilen her zararın,her hasarın, yapılan her hatanın,yenilen her haltın hesabını vermek,daha doğrusu verdirmek lazım..
Ama fakat.. demeden, kendi çıkarları için bahane üretmeden, yaptıkları hatalara, yedikleri haltlara , yuttuğu haram lokmalara kılıf dikmeden hesap verilmeli, hesabı sorulmalı..
Güçlü iken, güç ve yetki elinde,emrinde iken yapılan hataların, işlenen suçların bedeli elbette bir gün verilecek, birileri tarafından sorulacak..
Sen benim kim olduğumu biliyor musun?
Ben sana kim olduğumu gösteririm..
Seni anandan doğduğuna pişman ederim..
Denilen günler elbette bitiyor,biter bir gün..
Ömrün,çok uzun sayılan ,ne zaman, hangi gün biteceği belli olmayan bir ömrün bile bittiği bir dünyada, süresi belli olan iktidar ve güç günlerinin bitmemesi mümkün mü?
Hesap günü sadece ahrette değil ki..
Bu dünyada da sorulacak hesaplar var..
De bakalım ..
Söyle bakalım..
Anlat bakalım…
Diye başlayan sorular tesadüfen sorulan sorular değil dir .
O soruları soranlar elbette cevapları, daha doğrusu; doğru cevapları bilirler.
Sen ne kadar anlatırsan anlat, hangi yalanları söylersen söyle .
Hangi kılıfları dikersen dik..
Hiç bir cinayet kusursuz değildir .
Her yürüyen mutlaka bir iz bırakır geride..
Alınan nefesin, ağızdan çıkan her sözün kaydı alındığı bu teknoloji çağın da ; bazılarının yedikleri haltlar mı, yaptıkları hatalar mı kaydedilmeyecek?
Ama onun telefonu çok eski model.
Ama onun görev yaptığı oda da kamera falan yok..
Ama onun sosyal medyada hiç bir hesabı yok .
Bu yok olanların gücü, koskoca Türk devletinin gücünden daha mı fazla? Derler adama.
Bazı şeyleri hemen herkes duyacak, bazıları şahit, hatta ortak olacak ama Türkiye Cumhuriyeti devleti duymayacak, haberi olmayacak?
Devletin bazı görevlileri hata yapar, suça ortak bile olur ama devlet asla hata yapmaz..
Geride bırakılan izler ,ne yağmurdan kalan su birikintileri ne yeşil yapraklarda ki su damlacıkları..
Kalın sağlıcakla..

+ There are no comments
Add yours