Paylaşmak Güzeldir..

Dünya ve insanlık nereye ve nasıl gidiyor?

Son günlerde dünya gündemine oturmuş Epstein vakası…

Peki, neden şimdi, neden yıllar önce değil de şu an?

Bu neyin habercisi?

Eski kirli, sapkın düzenlerini neyin uğruna deşifre ettiler?

Olayın perde arkası nedir ve neyi amaçlıyorlar?

Hedeflerinde, projelerinde ne ve neler var?

İşte tam da bu sorular yüzünden durup düşünmek gerekiyor.

Çünkü bazı olaylar vardır; tek başına bir suç dosyası değildir.

Bazı isimler vardır; sadece bir insanı değil, bir sistemi anlatır.

Bazı zamanlamalar vardır; “tesadüf” denecek kadar masum değildir.

Bir dosya yıllarca bilinir. Konuşulur ama üzerine gidilmez.

Sonra bir gün yeniden açılır. Tam da dünya zaten yorgunken…

İnsanlar korku, geçim derdi ve belirsizlik içindeyken…

İşte o an şu duygu yayılır:

“Demek ki güçlü olan her şeyi yapabiliyor.”

Bu duygu çok tehlikelidir.

Çünkü insanı öfkelendirmez; sessizleştirir.

İsyan ettirmez; kabuğuna çeker.

Yenidünya düzeni dedikleri şey; Bir sabah ilan edilen bir plan değildir.

Yavaş yavaş kurulur. İnsanları önce şaşırtarak, sonra korkutarak, en sonunda da alıştırarak.

Bize sürekli şunu söylerler: “Bunlar büyük meseleler.”..

“Sen anlayamazsın. ”Zaten değişmez.”

Oysa gerçek şudur: Hiçbir düzen, insanların fark etmesiyle rahat edemez.

Hiçbir kirli yapı, hatırlayan toplumları sevmez.

Bugün korku yaşayan halklar var. Şaşkın, yorgun, güvensiz…

Ama bu bir son değil. Korku, uyanışın başladığı yerdir.

İnsan korkuyorsa hâlâ hissediyordur.

Şaşırıyorsa hâlâ düşünüyordur.

Rahatsız oluyorsa hâlâ teslim olmamıştır.

Asıl tehlike şudur:

Her şeye “normal” demek.

Her duyduğumuzu kabullenmek.. Her unutulana razı gelmek.

Bu yüzden mesele bir isim değil.

Bir dava değil. Bir skandal hiç değil.

Mesele şudur:

Bize anlatılan bu hikâyeler, bizi uyandırıyor mu, yoksa yavaş yavaş uyutuyor mu?

Uyanış bağırmak değildir.

Uyanış kırıp dökmek değildir.

Uyanış; düşünmektir.

Sorgulamaktır.

Unutturulana inat hatırlamaktır.

Belki dünya gerçekten değişiyor.

Ama nasıl bir dünyada yaşayacağımıza, biz neye sessiz kaldığımızla karar veriyoruz. Belki de bu yüzden, bugün en büyük cesaret yüksek sesle konuşmak değil…

Uyanık kalmaktır.

Sağlıcakla ve uyanık kalmanız dileğiyle.

Hoşça kalın..

You May Also Like

More From Author

+ There are no comments

Add yours