ÖLÜM

2 min read
Paylaşmak Güzeldir..

Günaydın güzel insanlar…
Hayatın gerçekliği ve kaçınılmaz sonu olan ölüm, insanın varoluşsal sorgulamalarının en önemli parçasıdır. Ancak, ölüm kavramı sadece biyolojik bir sonu ifade etmez; aynı zamanda sosyal ve psikolojik bir boyutu da vardır. Ölüm, hayatın sonu olarak görülse de, aslında birçok insan için asıl korku, unutulma korkusudur. Çünkü, insanlar, varoluşlarının anlamını, diğer insanlarla kurdukları ilişkiler ve bıraktıkları izler üzerinden bulurlar. Bu nedenle, unutulmanın, varoluşun sonu olduğu düşünülür. İnsanın varoluş mücadelesi, kendi kimliğini, anlamını ve değerini bulma çabasıdır. Bu çaba, aynı zamanda, unutulmama arzusunu da içerir. Çünkü, insanlar, yaşamlarının anlamlı ve değerli olduğunu hissetmek için, diğer insanlar tarafından hatırlanmak ve değer verilmek isterler. Unutulma korkusu, insanın varoluşsal sorgulamalarının bir parçasıdır ve bu korkuyla başa çıkmanın yolları da, bu sorgulamaların sonucunda bulunabilir. İnsanın, kendi değerini ve önemini fark etmesi, unutulma korkusunu azaltabilir. Çünkü, bu farkındalık, insanın, diğer insanların onayına ve hatırlanmasına ihtiyaç duymadan, kendi varoluşunu kabul etmesini sağlar. İnsanlar, anlamlı ve derin ilişkiler kurarak, diğer insanlar tarafından hatırlanma ihtimalini artırabilirler. İnsanlar, yaşamları boyunca yaptıkları işler, kurdukları ilişkiler ve bıraktıkları izlerle, unutulmama arzusunu gerçekleştirebilirler. Özetle, “Ölmek bu dünyada seni hatırlayan tek bir insan bile kalmamasıdır” ifadesi, ölümün sadece biyolojik bir son olmadığını, aynı zamanda sosyal ve psikolojik bir boyutu olduğunu gösterir. Ancak, unutulma korkusu, insanın varoluşsal sorgulamalarının bir parçasıdır ve bu korkuyla başa çıkmanın yolları da, bu sorgulamaların sonucunda bulunabilir.

ESRA İÇGÖZ

You May Also Like

More From Author

+ There are no comments

Add yours