Çocuğa Ne Düşüneceğini Değil, Nasıl Düşüneceğini Öğretsek…
Bir çocuk dünyaya geldiğinde hangi dine inanacağını, hangi mezhebi benimseyeceğini, hangi siyasi görüşü savunacağını ya da hangi ideolojiye bağlanacağını bilmez. Dünyayı tanımaya, insanları anlamaya ve hayatı keşfetmeye çalışır. Henüz kendi düşüncelerini oluşturamamışken biz yetişkinler, bazen farkında olarak bazen de iyi niyetle, ona kendi doğrularımızı öğretmeye başlarız.
Peki, hiç düşündük mü? Çocuğumuza kendi doğrularımızı anlatırken onun kendi doğrusunu bulma hakkına ne kadar alan bırakıyoruz?
Bir çocuk ailesinin inancıyla büyüyebilir. Anne babasının siyasi görüşünü duyabilir, kültürünü ve geleneklerini öğrenebilir. Bunlar hayatın doğal bir parçasıdır. Mesele, çocuğun bunları öğrenmesi değil; henüz sorgulama olanağı bulamadan bunları tartışılmaz gerçekler olarak kabul etmek zorunda bırakılmasıdır.
Ya çocuklarımıza ne düşüneceklerini değil, nasıl düşüneceklerini öğretsek?
Onlara bir siyasi partiyi sevmeyi değil, adaleti savunmayı; bir ideolojiyi ezberlemeyi değil, farklı düşünceleri anlamayı; bir inancı korkuyla benimsemeyi değil, inancın anlamını sevgiyle öğrenmeyi anlatsak…
Bir çocuğa merhameti öğretmek için önce bir gruba ait olmasını şart koşmasak. İnsanları dinine, mezhebine, ırkına, düşüncesine ya da siyasi tercihine göre değil, insan oldukları için değerlendirmeyi öğretebilsek.
Çünkü vicdanın bir siyasi partisi, merhametin bir mezhebi, insanlığın da bir ideolojik sınırı olmamalı.
Elbette anne babalar çocuklarına değerlerini aktaracak. Onlara doğruyu ve yanlışı anlatacak, tecrübelerini paylaşacak, hayatın tehlikelerine karşı yol gösterecek. Ancak yol göstermekle çocuğun yerine karar vermek aynı şey değil. Bir çocuğa iyiyi anlatmak başka, kendi düşüncesinden farklı bir düşünce geliştirdiğinde onu suçlamak başka.
Belki de en önemli sınavımız burada başlıyor: Çocuğumuz bize benzemediğinde onu hâlâ aynı sevgiyle karşılayabilecek miyiz?
Büyüdüğünde bizim inandığımız gibi inanmazsa, bizim oy verdiğimiz partiye oy vermezse, bizim benimsediğimiz ideolojiyi reddederse ona sırtımızı dönecek miyiz? Yoksa kendi aklıyla düşünmesini istediğimiz çocuğun farklı bir sonuca ulaşabileceğini kabul edebilecek miyiz?
Bir çocuğa vicdan ve merhamet kazandırmak, onun adına bütün kararları vermek değildir. Ona soru sormayı, araştırmayı, kanıtları değerlendirmeyi, başkasının hakkını gözetmeyi ve yanlış yaptığında hatasını kabul etmeyi öğretmektir. Çünkü yalnızca bizim doğrularımızı tekrar eden bir çocuk yetiştirmekle, kendi kararlarının sorumluluğunu alabilen bir insan yetiştirmek aynı şey değildir.
Üstelik özgür düşünce, çocuğu değerlerden yoksun bırakmak anlamına da gelmez. Tam tersine, ona başkasının hakkını çiğnememeyi, şiddeti değil barışı, nefreti değil anlayışı, ayrımcılığı değil eşit insanlık değerini öğretmeyi gerektirir.
Belki de geleceğin dünyasında din, mezhep, ırk ve ideoloji çatışmalarını azaltmanın yollarından biri, çocuklara yalnızca hangi düşüncenin doğru olduğunu anlatmak yerine farklılıklarla nasıl bir arada yaşayabileceklerini öğretmektir. Elbette tek başına bu yaklaşım bütün çatışmaları ortadan kaldırmaz. Ancak birbirini dinleyebilen, sorgulayabilen ve karşısındakini insan olarak görebilen bireylerin yetişmesine katkı sağlayabilir.
Benim asıl sorum şu: Çocuklarımıza kendi inançlarımızı ve siyasi düşüncelerimizi hiç anlatmayalım mı? Hayır. Anlatalım, paylaşalım, örnek olalım. Ama onları korkuyla, tehditle, utandırarak ya da sevgimizi bir kabul şartına dönüştürerek yetiştirmeyelim.
Onlara düşüncelerimizi miras bırakabiliriz; fakat o mirası sorgulamadan kabul etmelerini istemeyelim.
Çünkü belki de bir çocuğa bırakabileceğimiz en kıymetli miras, bizim gibi düşünmesi değil; kendi aklıyla düşünebilmesi, kendi vicdanıyla karar verebilmesi ve farklı düşünen insanlara rağmen insan kalabilmesidir.
Öyleyse kendimize şu soruyu soralım: Çocuklarımızı kendi düşüncelerimizin devamı olarak mı yetiştiriyoruz, yoksa kendi düşüncesini oluşturabilecek özgür bireyler olarak mı?
Belki de daha adil bir dünyanın ilk adımı, çocuklara neye inanacaklarını söylemeden önce, nasıl iyi bir insan olabileceklerini birlikte öğrenmekten geçiyordur.

Yorum yaz
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.