Dünya dönüyor kardeşim… Hem de öyle böyle değil.
Teknoloji uçmuş gitmiş, herkesin cebinde dünya var. Bir tuşla haber alıyoruz, bir mesajla dünyanın öbür ucuna ulaşıyoruz.
Ama gel gör ki, iş yönetime gelince hâlâ aynı dertler, aynı sıkıntılar.
Eskiden de insanlar yöneticilerden şikâyet ederdi, şimdi de ediyor. Değişen ne? Aslında çok şey değişti ama bazı şeyler hiç değişmedi. Mesela adalet meselesi…
İnsanlar hâlâ “hakkım yeniyor mu?” diye düşünüyor. Güven meselesi… “Bizi gerçekten düşünen var mı?” diye soruyor.
Yönetim dediğin şey aslında çok da karmaşık değil. Öyle büyük büyük laflara gerek yok. İnsanların derdini dinleyeceksin, çözüm arayacaksın, kimseyi ezmeyeceksin. Ama işte, en zor olan da bu galiba.
Bazen bakıyorsun, koltuklar büyüyor, insanlar küçülüyor. O koltuğa oturan kişi, neden orada olduğunu unutuyor. Halbuki o koltuk millete hizmet için var, millete tepeden bakmak için değil.
Bir de şu var: Artık dünya eski dünya değil. Her şey birbirine bağlı. Sen bir karar alıyorsun, etkisi başka ülkede hissediliyor. Ama hâlâ bazı yöneticiler eski kafayla yönetmeye çalışıyor. İşte o zaman işler sarpa sarıyor.
İnsanlar artık çok şey istemiyor aslında. Ne istiyor biliyor musun? Adalet istiyor. Güven istiyor. Biraz da “bizi anlayan biri olsun” istiyor.
Çok mu zor? Değil. Ama samimiyet istiyor.
Çünkü insan şunu anlar: Kim gerçekten yanında, kim sadece konuşuyor. Lafla olmuyor bu işler. İnsan, yapılanı görüyor.
Belki de mesele şu: Dünyayı yönetmek değil, insanı anlamak.
İnsan anlaşılırsa, zaten dünya kendiliğinden biraz daha düzelir.

+ There are no comments
Add yours