Paylaşmak Güzeldir..

Medeniyet ve çağdaşlık dediğimizde, inceden inceye durup düşünmeliyiz.

Evet; düşündükçe daha medeni ve çağdaş oluruz. Düşünmekten bihaber çağımızın hastalığı teknolojinin esiri olmuşuz.

Robotlaşmış kaydır, izle parmaklarımız tek hareketi kavramışız. Zaten yeni dünya düzeninin istediği de tam olarak budur: durma, düşünme, itaat et.

“E” tabii bunun yanında insani duygulardan uzaklaş. Öyle de olmadı mı?

Bakıyoruz ama görmüyoruz, duyuyoruz ama duymazdan geliyoruz, insani vasıflarımız minimuma düştü. Acı ve koca bir kayıp; öyle bir noktadayız ki bir insanı gözlerimizin önünde öldürebiliyorlar.

Yardım çığlıklarını duya duya çaresizce imdat isteyen gözlere kafamızı çevirip hızla uzaklaşıyoruz. Aynı şeylerin bir gün sevdiklerimizin ve kendimizin başına geleceğini düşünmeden.

Oysa bir zamanlar böyle değildik. Birinin derdi hepimizin derdiydi, birinin acısı hepimizin içini yakardı. Şimdi ise kalabalıklar içinde yalnız, gürültünün ortasında sağır gibiyiz. Belki de en büyük kaybımız tam olarak burada: kalbimizi yavaş yavaş susturduk.

Kendimize dönüp sormamız gerekiyor: Ne zaman bu kadar uzaklaştık birbirimizden? Ne zaman bir insanın gözyaşı bize bu kadar yabancı oldu? Oysa insan, insana iyi gelmek için var. Bir el uzatmak, bir yaraya merhem olmak bu kadar zor olmamalı.

Belki de yeniden başlamanın yolu çok basit şeylerden geçiyor.

Biraz durmak, biraz dinlemek, biraz anlamaya çalışmak…

Çünkü gerçek medeniyet; sadece ilerlemek değil, geride kimseyi bırakmamaktır.

Ve gerçek çağdaşlık; insan kalabilmeyi başarabilmektir.

Kalın sağlıcakla.

You May Also Like

More From Author

+ There are no comments

Add yours