Paylaşmak Güzeldir..

Her köşe başında, kaldırım taşlarının üstüne iliştirilmiş iki tabure ve küçük bir masayla kurulan seyyar kahvehaneler vardır. Çay demlenir, bardaklar değişir, söz döner dolaşır memleket meselelerine gelir. Hayat orada kısa bir süreliğine durur. Konuşmak rahatlatır, insan kendini işin içindeymiş gibi hisseder. Kimseyi küçümsemeye gerek yok; bu ülke konuşarak ayakta durduğunu sanmayı sever.

Bazıları diğerlerinden çok daha meşguldür evli bekar ve dul kadınların listesini tutarlar, futbolcuların transferlerine kafa yorarlar, memleketin başında olsalar neler yapacaklarını hesap ederler. Ağır abilerdir, yanlışa tahammül edemez yanlış yapılacaksa kendileri yapar kimseye laf getirtmezler.

*

Konuşmanın sustuğu, alkışın hiç uğramadığı başka bir yer vardır. Evlerin içi, tarlaların ortası, mutfakların arka köşesi. Kadınlar o görünmez alanlarında taşı elekten geçirir gibi sabırla yoğurur hayatı. Alt tarafı yemeği hazırlar, iki üç parça dağınıklık toplar, çocuğu doğurmayı bildiği gibi bakmayı da bilir, varsa tarlayı sürer ,eee; sürmüşken de eker ekmişken de biçer . Bir iş biter, diğeri başlar. Bunları da yapmasa zaten ne diye beslenecektir ki.

Yükü sessizdir, düzenlidir, aksatmadan yapılır. İnsan ancak eksildiğinde anlar kıymetini; ama o noktaya gelene kadar her şey “normal” kabul edilir. Eksildiğinde yerini doldurmak da zaten zahmetsiz bir iştir. Kadınların yaptığı işler böyle işlerdir. Olmadığında kriz çıkar, olduğunda kimse durup bakmaz.

İşin zor tarafı yükün kendisi değildir belki; yükün görünmezliğidir. Kadınlar her şeyi üstlenir ama bunun karşılığında alkış bekleme hakları yoktur. Yorulduysa kıymet bilmezdir, üzüldüyse dikkat çekmeye çalışıyordur, yıprandıysa bütün gün evde bir işe yaramadığındandır. Kendisi için bir şey istediğinde ya eski köye yeni adet getiriyordur ya da canı dert çekiyordur. Sonuç olarak nankördür. Sürprizler filmlerde, çiçekler avludaki saksıdadır.

*

Erkekleri bütünüyle karşıya koymak kolay, ama eksik olur. Çoğu bu düzenin içinde öğrenir her şeyi. Konuşanın değerli, taşıyanın görünmez olduğu bir dünyada büyür. Haksızlığa dur demek çözüm bulmayı da gerektirir ve haliyle hiç kimsenin buna vakti yoktur. Böyle gelmiş böyle giderlerle yeterince gidildiğini, duvara toslamadan fark etmek büyük inceliktir. İncelik de canım ülkemde erkeğe yakışan bir zanaat değildir.

Kadının kadına ettiğine ise hiç girmiyorum bile.

Bunca şeyle uğraşırken kendine dönüp bakmaya vakit bulamayan kadınlar, dört bir yandan kuşatıldıkları çemberden başlarını dışarıya uzatamadan sessizce küçülür solar ve yok olur.

Her şey gönlünüzce olsun!..

You May Also Like

More From Author

+ There are no comments

Add yours